Loading...

Gümüş nedir?

Gümüş nedir?, Tarihi, Kullanıldığı Yerler, Bulunuşu
 
Gümüş; ışığı çok iyi yansıtan, dövülebilen, sünek bir metaldir. Bir gr gümüşten 2000 m uzunluğunda ince tel çekilebilir. Atmosferde oksitlenmeye karşı büyük bir mukavemet gösterir. Bakırdan daha zor, altından ise daha kolay oksitlenir.
Gümüş eşya üzerindeki kararmanın sebebi, havadaki hidrojen sülfür ve yumurta gibi bazı yiyeceklerde bulunan kükürttür.
Saf gümüş kolay paslanmaz. Elektrik ve ısıyı çok iyi iletir. Fakat, çok yumuşak olup, mekanik kuvvete karşı direnci azdır. Ayrıca atmosferde parlaklığını kaybederek donuklaşır. Bu sebepten daha sert diğer metallerle alaşımları halinde kullanılır.
Gümüşün kadmiyum ve çinko ile yaptığı alaşımlar, parlaklığını çok daha yavaş kaybeder. Buna antimon ve kalay ilave edilirse, bu parlaklık ve dayanıklılık daha da artar.
Kullanıldığı yerler:
Gümüş elektriği çok iyi geçirdiğinden ve kolayca tel haline geldiğinden, elektrik teli olarak kullanılmaktaydı. Fakat nadir bulunması ve kıymeti dolayısıyla, şimdi bu iş için kullanılmamaktadır. Bugün daha ziyade süs eşyası îmalinde, ayna yapımında, fotoğrafçılıkta, bazı ilaçlar ve alaşımların hazırlanmasında kullanılır. Bazı gümüş paralar, % 90 gümüş, % 10 bakır alaşımından yapılmıştır. Gümüş eşyada somgümüş (% 92,5 gümüş + % 07,5 bakır) kullanılır.
Saf gümüş, aynı zamanda asetikasit, boyalar ve fotoğraf maddeleri elde etmede de kullanılır. Keza toz halinde gümüş, cam ve ahşabı elektrik iletkeni yapmak için yeni seramik tipi kaplama işlerinde kullanılmaktadır.
Gümüş zeolitler, acil durumlarda, deniz suyundan içilebilir su elde etmek için kullanılabilmektedir.
Gümüş kaplama:
Gümüş kaplanacak parçalar, anodu gümüş olan elektrolitik banyoda katoda bağlanırlar. Banyodaki elektrolit, sodyum arjantisiyanit, NaAg(CN)2 veya benzeri bir kompleks gümüş tuzudur. Bu tür elektrolitler diğerlerine, mesela gümüş nitrata (AgNO3) göre kaplanacak yüzeyin daha düzgün kaplanmasını sağlarlar. Ayrıca üst üste birkaç kat kaplama yapılacaksa, her bir kat temizlenip, parlatıldıktan sonra diğer kat kaplanır.
 
 
 
Tarihi
Gümüş çok eskilerden beri bilinmektedir. Fakat yine de altın ve bakırdan sonra keşfedilmiştir. Altın az olmasına rağmen, dünyanın her yanına yayılması sebebiyle daha önce kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca tabii halde gümüş az olup, çok derinlerde bulunuyordu. Gümüşün M.Ö. 3100 yıllarında Mısırlılar ve M.Ö. 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Atina’daki gümüş madenlerine Yunan tarihinde rastlanır. M.Ö. 800 yıllarına doğru gümüş, Nil Nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Gümüşü ilk olarak Romalıların işlemeye başladıkları iddia edilmektedir. Ag Latince Argentum kelimesinden gelmektedir.
Bulunuşu:
Çok eskiden gümüş, dünyanın birçok yerlerinde az miktarda bulunan tabiî gümüş kaynaklarından elde ediliyordu. Tabiî gümüş; saf veya daha çok altın, bakır, civa ve diğer metallerle alaşımlar halinde bulunuyordu. Norveç’te Güney Peru’da, Colorado’da kazılarda işlenmiş büyük külçeler bulunmuştur. 1860’ta sekiz tonluk bir külçe İspanya’da çıkartılmıştır. Gümüş, daha çok yer kabuğuna dağılmış bileşikler halinde bulunur. En çok rastlanan gümüş filizleri argentit (Ag2S) ve gümüş klorür (AgCl) olmaktadır. Arsenik veya antimonla karışmış sülfür filizleri de vardır.
. Takıların bakımı nasıl olmalı?
İşte birkaç öneri:
Takılar kullanılmadığı süre içerisinde, mümkün olduğu kadar kutularında muhafaza edilmeli. Doğrudan baskı uygulanmamalı, sert cisimlere çarpılmamalı, sürtülmemeli, asidik ortamlardan özellikle ter ve deodorantlardan uzak tutulmalı, su ve temizlik malzemeleriyle bire bir teması engellenerek deformasyona uğraması engellenmeli. Belirli bir kullanım süresi sonrası görülür ki, takılar matlaşır ve leke yaparlar, bununla beraber aşırı kullanıldığında ise çizilir ve deformasyona uğrarlar.
Matlaşan ve leke yapan takıları sıcak su içine bir miktar toz çamaşır deterjanı ekleyerek eski bir diş fırçasıyla fırçalanmalı. Böylece lekeler yok olur ve ilk gün parlaklığını kazanır. Ayrıca kuyumcu malzemeleri satan firmalardan temin edilecek kendinden cilalı bezler ile de parlatma işlemi yapılabilir. Bu şekilde giderilmeyen lekeler içinse takı alındığı firmaya veya herhangi bir kuyumcuya götürerek ultrasonik yıkama makinelerinde temizletilmeli ya da polisaj makineleri ile cila yaptırılmalı.
Takıların bakımı nasıl olmalı?
İşte birkaç öneri:
Takılar kullanılmadığı süre içerisinde, mümkün olduğu kadar kutularında muhafaza edilmeli. Doğrudan baskı uygulanmamalı, sert cisimlere çarpılmamalı, sürtülmemeli, asidik ortamlardan özellikle ter ve deodorantlardan uzak tutulmalı, su ve temizlik malzemeleriyle bire bir teması engellenerek deformasyona uğraması engellenmeli. Belirli bir kullanım süresi sonrası görülür ki, takılar matlaşır ve leke yaparlar, bununla beraber aşırı kullanıldığında ise çizilir ve deformasyona uğrarlar.
Matlaşan ve leke yapan takıları sıcak su içine bir miktar toz çamaşır deterjanı ekleyerek eski bir diş fırçasıyla fırçalanmalı. Böylece lekeler yok olur ve ilk gün parlaklığını kazanır. Ayrıca kuyumcu malzemeleri satan firmalardan temin edilecek kendinden cilalı bezler ile de parlatma işlemi yapılabilir. Bu şekilde giderilmeyen lekeler içinse takı alındığı firmaya veya herhangi bir kuyumcuya götürerek ultrasonik yıkama makinelerinde temizletilmeli ya da polisaj makineleri ile cila yaptırılmalı.